Giray Altınok ve Kerem Özdoğan’ın başrollerini paylaştığı ‘D.I.S.C.O.’, aksiyon ve komediyi casusluk hikâyesiyle birleştiren tempolu bir yerli yapım olarak vizyona giriyor. D.I.S.C.O. istihbarat teşkilatında görevli Ajan Ertan’ın hatasıyla bozulan gizli bir operasyon, onu teşkilattan uzaklaştırır. Tatil için gittiği otelde, hayatı bambaşka bir yöne evrilen Ertan; yarım kalan görevi tamamlamak için hiç saha deneyimi olmayan Zafer’i de işe dahil etmek zorunda kalır.
Josh Safdie’nin yönettiği ‘Muhteşem Marty’ (Marty Supreme), sıra dışı bir spor efsanesinin hayatına odaklanan enerjik bir biyografik komedi. Masa tenisine 12 yaşında başlayan Marty Reisman’ın, yıllar içinde kazandığı şampiyonluklar ve 67 yaşında ulaştığı tarihi başarı; hırs, tutku ve azim temalarıyla anlatılıyor. Timothée Chalamet’in başrol performansı, filmi yalnızca bir spor hikâyesi olmaktan çıkarıp karakter odaklı güçlü bir portreye dönüştürüyor.
Mike P. Nelson’ın yönettiği ‘Sessiz Gece, Kanlı Gece’ (Silent Night, Deadly Night), yılbaşı gecesini kana bulayan karanlık bir intikam hikâyesi sunuyor. Çocukken Noel Baba kostümlü bir adamın anne ve babasını öldürmesine tanık olan bir adam, yıllar sonra aynı kostümü giyerek geçmişinin hesabını sormaya başlar. Klasik slasher geleneğini modern bir anlatımla buluşturan film, sert ve rahatsız edici atmosferiyle korku severlere hitap ediyor.
Antonina Ruzhe’nin yönettiği ‘Maşa ile Koca Ayıcıklar’ (Masha and the Bears), masalsı dünyasıyla küçük izleyicileri sinema salonlarına davet ediyor. Maşa’nın erkek kardeşi Vanya, kötü kalpli cadı Kikimora’nın büyüsüyle bir keçiye dönüşünce, Maşa onu kurtarmak için üç ayı ile güçlerini birleştirir. Dostluk, cesaret ve aile temaları etrafında şekillenen film, neşeli anlatımıyla ailece izlenebilecek bir macera sunuyor.
Chao Zhang’ın yönettiği ‘Harika Kanatlar: Okyanusun Merkezine Yolculuk’ (Super Wings: Journey to the Center of the World), sevilen animasyon serisini bu kez denizlerin derinliklerine taşıyor. Bilimsel denizaltı Comma, Mariana Çukuru’na sürüklenince ekip kendini okyanusun merkezinde nefes kesici bir maceranın içinde bulur…
Hikari’nin yönettiği, Brendan Fraser’ın başrolünde olduğu ‘Kiralık Aile’ (Rental Family), günümüz Tokyo’sunda geçen dokunaklı bir komedi-dram. Hayatında yönünü kaybetmiş Amerikalı bir aktör, Japonya’daki bir ‘kiralık aile’ ajansında çalışmaya başlar. Farklı insanların hayatlarına geçici rollerle dahil oldukça, performans ile gerçeklik arasındaki sınırlar silikleşir.
Defne, yatalak babaannesi Reyhan ile birlikte sessiz ve sade bir yaşam sürmektedir. Ancak Reyhan’ın bakımı her geçen gün daha da zorlaşınca Defne, çareyi bir ilan vererek yatılı bir bakıcı tutmakta bulur. Kısa süre sonra hayatlarına bakıcı Şeriman girer. Şeriman, yıllardır yaşlılara bakıcılık yapmaktadır; ancak bakımı altındaki herkes, hayatının son günlerini tarif edilemez acılar ve korkular içinde geçirmiştir. Çünkü Şeriman, annesinden kalan lanetli bir mirası taşımaktadır: Kötücül varlıklarla birlikte yaşar ve onları kontrol etmek yerine, onların karanlık emirlerine boyun eğer. Şeriman’ın gelişinden kısa bir süre sonra evde açıklanamayan, ürpertici olaylar baş gösterir. Reyhan, yatalak ve konuşamaz halde olduğu için Defne’yi bu tehlike hakkında uyaramaz. Ancak bir süre sonra Defne de bu karanlık varlıkların varlığını hissetmeye başla ama yine de sebebin Şeriman olduğunu anlayamaz. Geceler geçtikçe kabuslar artar. Şeriman bir yandan bakıcılık yaparken, diğer yandan gizli büyüler, adaklar ve karanlık ritüellerine devam eder. Şüpheleri artan Defne, Şeriman’ı takip etmeye ve geçmişini araştırmaya başlar. Ancak net bir sonuca ulaşamaz. Tehlikenin giderek büyüdüğünü hisseden Defne, sonunda Şeriman’ı evden uzaklaştırmaya karar verir ama bu, Şeriman’ın öfkesini üzerine çekmekten başka bir işe yaramaz. Artık Şeriman yalnızca Reyhan’ın ruhunu ele geçirmekle kalmak istemez, evin tamamını karanlık bir hapishaneye dönüştürür.