İYİ HİSSET - BESLENME

Turunçgillerin sağlığa 5 önemli faydası

Sonbaharla birlikte tezgâhlarda daha sık görmeye başladığımız turunçgiller, C vitamininin yanı sıra lif, potasyum ve çeşitli antioksidan bileşenler açısından da zengin. Limon, portakal, mandalina ve greyfurt gibi meyveler; kilo kontrolünden kalp-damar sağlığına, kan şekeri dengesinden beyin fonksiyonlarına kadar pek çok alanda sağlığın desteklenmesine katkıda bulunuyor

profil
Uzm. Diyetisyen Selin Sezgin
24.10.2026
Turunçgillerin sağlığa 5 önemli faydası

Sonbaharın gelmesiyle tezgahlarda yerini almaya başlayan turunçgilleri tüketmenin tam zamanı…Dünyada en çok yetiştirilen ve tüketilen meyve türü olan turunçgillerin birçok çeşidi olmasına rağmen tarımı yapılan en önemlileri; limon, misket limon, acı portakal, tatlı portakal, mandalina, pomelo, greyfurt ve bergamottur. 

Turunçgiller iyi bir C vitamini kaynağı olmasının yanında diyet lifi, kalsiyum, potasyum, folat, B grubu vitaminleri, fosfor, magnezyum, bakır, riboflavin, pantotenik asit ile karotenoidler ve flavonoidler gibi çeşitli fitokimyasalları içerir. Bu bileşenlerin miktarları turunçgil çeşidine, olgunluğuna, saklama koşullarına, işleme yöntemlerine göre değişkenlik gösterse de sağlığa faydaları tartışılmaz bir gerçektir.

Turunçgiller sadece içerdikleri C vitamininden dolayı faydalı görülmesine rağmen, başka birçok yararlı sağlık fonksiyonları da gösterir. Özellikle naringin ve hesperidin bileşenleri, turunçgillerin sağlık üzerine olumlu etkileriyle öne çıkan flavonoidleridir.  Bu flavonoidler sayesinde turunçgiller; metabolik sendrom, diyabet, kalp-damar sağlığı, ve obeziteden korunmaya yardımcıdır. 

Özellikle limondaki polifenoller, ağırlık kazanımını ve vücudun yağ depolama kapasitesini azaltır. Bunun yanında turunçta bulunan p-sinefrinin, naringin ve hesperidin sayesinde vücudun dinlenme metabolik hızı artırır. ABD Ulusal Sağlık ve Beslenme Araştırması sonuçlarına göre günde ortalama 210 ml %100 portakal suyu tüketen bireylerin tüketmeyenlere göre daha düşük beden kütle indeksi, total ve LDL kolesterol ile %21 daha az obezite riskinin olduğu görülmüştür.


Turunçgiller, pektin içeriği sayesinde yüksek karbonhidratlı öğünlerden sonra oluşan kan şekeri ve insülin seviyesindeki artışı dengeler. Bu etki, pektinin boşaltım sistemini yavaşlatması ve emilim hızını düşürmesiyle oluşur. Hesperidin ve naringin flavonoidleri sayesinde de düzenli turunçgil tüketimi, kan şekeri ve insülin düzeylerinin azalmasında etkili olur.

Turunçgillerden özellikle greyfurt, kan kolesterol seviyesini düşürmede oldukça etkili olan glukarit asidi yüksek miktarda içerir. Buna ek olarak greyfurttaki pektin; kan kolesterol seviyesini çok önemli ölçüde düşürür, atardamar plak oluşumunu ve damar daralmasını azaltır. Pektin, vücutta pankreas enzimlerinin etkisini düşürür ve yağların parçalanması da azaltır. Portakal suyu ve önemli flavonoidlerden olan hesperidin, kan basıncını düşürerek kalp-damar sağlığını korur. Turunçgillerin yüksek potasyum ve düşük sodyum içermesi de anti-hipertansif etkiye neden olur.


Turunçgillerde, A vitamini ön maddesi olabilecek 16 tane karotenoid bulunur. Karotenler, hücre membranlarına ve DNA’ya zarar vererek kanserin oluşmasına neden olan serbest radikallere karşı etkili antioksidanlardır. Buna ek olarak glukarit asit, kanserden korunma ve kanserli hücrelerin büyüme ve yaşam sürelerini azaltmada etki gösterir.

Turunçgillerdeki flavonoidler, Alzheimer ve Parkinson gibi nörodejeneratif hastalara karşı koruyucudur. Ayrıca, C vitamini nöronların olgunlaşmasını, öğrenme ve hafızanın gelişmesini sağlar. Çalışmalarda serum C vitamini düzeyinin düşük olması, unutkanlık, bunama gibi hastalıklara yakalanma riskinin artmasıyla ilişkilendirilmiştir. Bu nedenle düzenli turunçgil tüketimi ile beyin sağlığını destekleyebilirsiniz.

Naringeninin, glikoz ve lipit metabolizmasındaki rolünü incelemek için 19 dişi fare ile yapılan 11 haftalık bir araştırmada; bir gruba normal diyet verilirken diğer gruba %3 oranında naringenin içeren diyet verilmiştir. Naringenin verilen grupta kontrol grubuna göre yemek sonrası kan glikoz seviyesi ile insülin seviyesinin daha düşük olduğu belirlenmiştir. Aynı zamanda karın içi yağlanmanın da azaldığı görülmüştür.


Önceki ve Sonraki
Haberler