İYİ HİSSET - SAĞLIK

 Güneş koruyucu kullanımında 10 kritik kural

Yaz aylarında güneş ışınlarına maruz kalma süresinin artmasıyla birlikte ciltte güneş yanıkları, lekelenmeler, erken yaşlanma belirtileri ve bazı alerjik reaksiyonlar daha sık görülüyor. Bu nedenle güneş kremi kullanmak büyük önem taşıyor. Ama tam da burada doğru güneş kremini seçmek büyğk önem taşıyor. Dermatoloji Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Ceyda Çaytemel, güneş koruyucularda dikkat etmemiz gereken en önemli 10 kuralı anlattı

profil
BT Ekip
12.07.2026
 Güneş koruyucu kullanımında 10 kritik kural

Yazın güneşin ultraviyole (UV) ışınları cilt hücrelerinin DNA yapısında hasara yol açarak, uzun vadede cilt kanseri riskini artırabiliyor.

Dünya Sağlık Örgütü’ne bağlı Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansı'nın (IARC) 2022 yılı verilerine göre, dünya genelinde 1.5 milyondan fazla yeni cilt kanserleri teşhis edildi. Üstelik, eskiden daha ileri yaşlarda görülen cilt kanserleri artık 30’lu ve 20’li yaşlardaki bireylerde de daha sık karşımıza çıkıyor. Bu artışta kontrolsüz güneşlenme alışkanlıkları ve çocukluk dönemindeki yoğun ultraviyole ışınlarına maruz kalma önemli rol oynuyor. Dermatoloji Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Ceyda Çaytemel, güneşin zararlı etkilerinden korunmamızda güneş koruyucu ürünlerin kilit bir rol üstlendiğini belirtiyor: “Koruyucu ürünler ultraviyole ışınlarının cilt üzerindeki zararlı etkilerini azaltarak hem erken yaşlanma sorunlarına hem de cilt kanseri riskine karşı önemli bir koruma sağlar. Ancak etkin koruma için doğru ürün seçimi ve doğru kullanım büyük önem taşır. En sık yapılan üç hata; güneş koruyucuyu yetersiz miktarda sürmek, gün içinde yenilememek ve koruyucuya güvenerek uzun süre güneş altında kalmaktır.”  Dermatoloji Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Ceyda Çaytemel, güneş koruyucularda dikkat etmemiz gereken en önemli 10 kuralı anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu. 

Güneş koruyucu kullanmanın güneş altında sınırsız süre kalabileceğimiz anlamına gelmiyor. Özellikle güneş ışınlarının en yoğun olduğu 11.00-16.00 saatleri arasında doğrudan güneş maruziyetinden kaçınılmalı. Ayrıca, geniş kenarlı şapka ve UV koruyucu güneş gözlüğü kullanılmalı, sık dokunmuş açık renkli giysiler tercih edilmeli ve mümkün olduğunca gölge alanlarda kalınmalıdır. Çünkü en etkili güneşten korunma, güneş koruyucu ürünlerin fiziksel korunma önlemleriyle birlikte kullanılmasıyla sağlanır. 

SPF (Sun Protection Factor-Güneş Koruma Faktörü), güneş koruyucunun cildi güneş yanığından sorumlu olan UVB ışınlarına karşı ne ölçüde koruduğunu gösteren bir değerdir. SPF değeri yükseldikçe cilde ulaşan UVB ışınlarının yoğunluğu azalıyor. Örneğin SPF 30, UVB ışınlarının yaklaşık yüzde 97'sini; SPF 50 de yaklaşık yüzde 98'ini filtreliyor. Bu nedenle günlük kullanımda en az SPF 30, yaz aylarında ve yoğun güneş maruziyetinde ise SPF 50 ve üzeri koruma sağlayan ürünler tercih edilmelidir.


Güneş koruyucunun yüksek SPF değeri içermesi tek başına yeterli gelmiyor. Ürünün hem UVB ışınlarına hem de cildin daha derin katmanlarına ulaşabilen UVA ışınlarına karşı geniş spektrumlu koruma sağlaması gerekiyor. Çünkü cilt yaşlanması ve bazı cilt kanserleriyle özellikle UVA ışınları ilişkili oluyor. Bu nedenle, ambalaj üzerinde ‘Broad Spectrum’, ‘UVA/UVB Koruması’ veya UVA logosu bulunan ürünleri tercih etmeniz cilt sağlığınız için çok önemli.

Güneş koruyucularda kullanılan filtreler genel olarak kimyasal (organik) ve fiziksel/mineral (inorganik) olmak üzere iki gruba ayrılıyor. Kimyasal filtreler UV ışınlarını emerek zararsız ısı enerjisine dönüştürürken, fiziksel filtreler UV ışınlarını yansıtarak ve dağıtarak koruma sağlıyor. Günümüzde birçok ürün her iki filtre grubunu birlikte içerecek şekilde formüle ediliyor. Kimyasal ve mineral filtreli koruyucuların özelliklerini şöyle sıralanıyor:  Kimyasal filtreli ürünler genellikle daha hafif yapılıdır, ciltte beyaz kalıntı bırakmaz ve kozmetik açıdan daha konforludur. Bu nedenle yağlı ve akneye eğilimli ciltlerde sıklıkla tercih edilir. Ancak çok hassas ciltlerde veya bazı alerjik bünyelerde tahriş gelişme riski olabilir. Fiziksel filtreli ürünlerde ise en sık çinko oksit ve titanyum dioksit kullanılır. Bu ürünler geniş spektrumlu koruma sağlar ve hassas ciltlerde genellikle daha iyi tolere edilir. Özellikle bebeklerde, çocuklarda, hamilelerde, rosacea veya atopik dermatit gibi cilt hassasiyeti bulunan kişilerde öncelikli seçenektir.


Her güneş koruyucu her cilt tipi için uygun olmayabiliyor. Yağlı ve akneye eğilimli ciltlerde hafif yapılı, su bazlı ve komedojenik olmayan ürünler tercih edilmeli. Kuru ciltlerde ise nemlendirici içeriği zengin formüller daha iyi sonuç verirken, hassas ciltlerde parfüm ve alkol içeriği düşük ürünler tahriş riskini azaltır. Doğru ürün seçimi düzenli kullanım alışkanlığını da destekler” diye konuşuyor. 

Her ne kadar güneş koruyucuların temel görevi aynı olsa da yüz ve vücut cildi birbirinden farklı özelliğe sahipler. Yüz bölgesi daha ince, daha hassas ve yağ bezlerinden daha zengin bir yapıya sahip olduğu için kullanılan ürünlerin de buna uygun formüle edilmesi gerekiyor. Özellikle akneye eğilimli kişilerde yüz için geliştirilmiş, komedojenik olmayan ve hafif yapılı ürünlerin tercih edilmesi gerekiyor. Vücut için üretilen güneş koruyucular ise genellikle daha yoğun kıvamlı oluyor ve geniş alanlara uygulanacak şekilde formüle ediliyor. Bu ürünlerin yüz bölgesinde kullanılması bazı kişilerde parlama, gözenek tıkanıklığı veya sivilce oluşumuna yol açabiliyor. Benzer şekilde yüz için tasarlanan küçük hacimli ürünleri tüm vücuda uygulamak ise pratik ve ekonomik olmayabilir. Ayrıca yüz ürünlerinde antioksidanlar, leke karşıtı aktifler veya nemlendirici içerikler gibi ek cilt bakım bileşenleri de bulunabilir. 


Çoğumuz güneş koruyucuyu plaja ulaştığımızda veya evden çıkarken cildimize uyguluyoruz. Oysa özellikle kimyasal filtreli ürünlerin cilt üzerinde etkili koruma oluşturabilmesi için dışarı çıkmadan yaklaşık 20-30 dakika önce uygulanması gerekiyor. Böylece koruyucu filtreler cilt üzerinde homojen şekilde yerleşebiliyor.

Güneş koruyucularda en sık yapılan hatalardan biri, ürünü cilde çok az miktarda sürmek… Yüz ve boyun bölgesi için yaklaşık iki parmak kuralı uygulanabilir. Tüm vücut için ortalama 30-35 ml, yani yaklaşık iki yemek kaşığı ürün kullanılması önerilir. Daha az miktarda sürülen ürünler ambalaj üzerinde belirtilen SPF korumasını sağlayamaz.


Güneş koruyucular gün boyunca terleme, yüzme, havlu kullanımı ve doğal aşınma nedeniyle etkinliğini kaybedebiliyor. Bu nedenle ortalama her iki saatte bir yenilenmeleri büyük önem taşıyor. Deniz veya havuz sonrasında ise suya dayanıklı ürün kullanılsa bile mutlaka tazelenmesi gerekiyor. 

Bulutlu günlerde ultraviyole ışınlarının önemli bir bölümü yeryüzüne ulaşmaya devam ediyor. Dolayısıyla, sadece güneşli havalarda değil, yılın her döneminde güneş koruyucu kullanmak gerekiyor. Ayrıca ürünlerin plajda doğrudan güneş altında bırakılması koruyucu filtrelerin bozulmasına neden olabiliyor. Bu nedenle güneş koruyucular serin, kuru ve gölgeli ortamlarda saklanmalı. 


Önceki ve Sonraki
Haberler