Anne Hathaway, Meryl Streep ve Emily Blunt gibi önemli oyuncuları bir araya getiren ‘Şeytan Marka Giyer 2’ (The Devil Wears Prada 2), moda dünyasının efsane isimlerini yıllar sonra yeniden karşı karşıya getiriyor. Emekliliğe hazırlanan Miranda Priestly, geleneksel dergiciliğin dijital dönüşümle sarsıldığı bir dönemde gücünü korumaya çalışırken, eski asistanı Andy Sachs ile beklenmedik bir iş birliğine girer. Ancak artık sektörün zirvesinde yer alan Emily Charlton’ın rakip konuma gelmesi, profesyonel rekabeti kişisel bir hesaplaşmaya dönüştürür.
Damian Mc Carthy’nin yazıp yönettiği ‘Hokum’, İrlanda kırsalındaki tenha bir otelde geçen psikolojik bir korku hikâyesi anlatıyor. Anne ve babasının küllerini serpmek için bu otele gelen içe kapanık yazar Ohm Bauman, çalışanların anlattığı kadim bir cadı efsanesinin etkisi altına girer. Zamanla gördüğü rahatsız edici görüntüler, onu akıl sağlığını zorlayan karanlık bir girdabın içine sürükler.
Cem Kaymakçı ve Anastasiya Düz’ün yönettiği ‘Yetimhane: Sahipsiz Cinler’, annesinin ölümünün ardından geçmişin sırlarıyla yüzleşen Nergis’in hikâyesini anlatıyor. Kayıp bir kardeşin izini süren Nergis, terk edilmiş bir yetimhanede doğaüstü olaylarla karşılaşır. Yetimhanede yaşamış çocukların hayaletleri ve adayı saran karanlık güçler, onu geri dönüşü olmayan bir korkunun içine çeker.
Çocukların ve animasyon tutkunlarının ilgisini çekecek ‘Şehzade: Büyük Şenlik’, saraydan gizlice kaçan bir şehzadenin, kardeşinin sünnet şenlikleri sırasında halk arasına karışarak yaşadığı macerayı anlatıyor. Kimliğini saklayan bir İtalyan prensesle yolları kesişen şehzade, İstanbul’un renkli atmosferinde hem eğlenceli hem de tehlikeli bir serüvene atılır.
Michel Franco imzalı ‘İlişki’ (Dreams), Meksikalı genç bir bale dansçısı olan Fernando’nun hayalleri ile gerçekler arasındaki çatışmasını merkezine alıyor. ABD’de yeni bir hayat kurma umuduyla sevgilisi Jennifer’ın dünyasına adım atan Fernando’nun gelişi, Jennifer’ın kurduğu dengeleri altüst eder. Film, güç, tutku ve fedakârlık üzerine yoğun bir duygusal gerilim sunuyor.
Murat Çeri’nin yazıp yönettiği ‘Bir Adam Yaratmak’, büyük oyun yazarı Hüsrev’in kaleme aldığı ‘Ölüm Korkusu’ adlı piyes üzerinden insanın vicdanı ve suçluluk duygusuyla hesaplaşmasını anlatıyor. Yazdığı eserin başkahramanıyla kendi hayatı arasındaki sınırlar bulanıklaşırken, Hüsrev kendisini derin bir içsel sorgulamanın ortasında bulur.
‘Ağzımdan Kaçtı’ (I Swear), Tourette sendromunun ani başlangıcıyla hayatı geri dönülmez bir şekilde değişen İskoç bir adamın olağanüstü yolculuğunu anlatıyor. Zeki, komik ve futbol tutkunu bir genç olan 15 yaşındaki John Davidson'ın hayatı, Tourette sendromu doktorlar tarafından bile neredeyse hiç anlaşılmamışken, 1983'te kontrol edilemeyen ses ve fiziksel tikler geliştirdiğinde, görünüşte altüst olur. Ailesi de dahil olmak üzere etrafındaki dünya tarafından dışlandığını hisseden John, yıllarca süren göreceli bir izolasyona çekilir; kaygı, utanç ve yalnızlığın yükü altında ezilir... Artık 20'li yaşlarının sonlarında olan John, yakın zamanda ölümcül kanser teşhisi konan eski bir okul arkadaşının ciddi annesi Dottie ile tanıştığında her şey değişir. Aralarında oluşan bağ, beklenmedik olduğu kadar hayat değiştirici de olur. Dottie'nin güçlü teşviki ve sarsılmaz desteğiyle John; aidiyet, amaç ve özgüvenin kendisi için en önemli şey olduğunu keşfeder.
‘Aldığımız Nefes’, yaşanan bir patlama ve dinmek bilmeyen bir yangın nedeniyle hayatı altüst olan küçük bir kızın hikayesini anlatıyor. Kimyasal bir kaza, bir köyü dumana boğar. Genç Esma, mevcut zorluklar ve uzun süredir devam eden çatışmalarla mücadele ederken babasının yanında durur. Olaylar, Anadolu kırsalındaki bir ailenin hayatına ışık tutar.
‘Cehennem Ayini’, bir ritüel aracılığıyla, ölen kız arkadaşıyla iletişim kurmaya çalışan bir adamın hikayesini anlatıyor. Kaybettiği sevgilisinin acısını hala kalbinde taşıyan bir adam, onu yeniden görebilme umuduyla, geçmişi sırlarla örülü gizemli bir ayine katılmaya karar verir. Yüzyıllardır uygulanan bu kadim ritüel, anlatılandan çok daha karanlık ve tehlikelidir. Issız ve unutulmuş bir evde başlayan ayin, kısa sürede kontrolden çıkar. Katılımcılar, gerçeklik ile bilinmeyenin arasındaki ince çizgide savrulurken, kendilerini korkunç ve geri dönüşü olmayan sonuçların pençesinde bulurlar.
‘Habis: Son Dua’, bir büyünün etkisi altında olan bir köye araştırma yapmaya giden bir gazeteciye odaklanıyor. Bir köyün üzerine çöken karanlık bir büyü, insanların hayatını görünmez bir esaretin içine sürüklemiştir. Köyde yaşanan tuhaf olaylar, korku ve çaresizlik giderek herkesin günlük yaşamını ele geçirir. Bu olayların izini süren bir gazeteci, gerçeği ortaya çıkarmak için köye geldiğinde kendini beklediğinden çok daha tehlikeli bir durumun içinde bulur. Tanık olduğu sırlar ve karşılaştığı ürkütücü olaylar, onu hem fiziksel hem de ruhsal olarak sınar.