Saint Laurent, Kreatif Direktör Anthony Vaccarello imzasını taşıyan 2026 Sonbahar kampanyasını tanıttı. Kampanyanın başrollerinde oyuncu Connor Storrie, BLACKPINK üyesi Rosé ve süper model Liu Wen yer alıyor.
Fotoğrafçı Talia Chetrit tarafından çekilen kampanya filmi, Milli Vanilli'nin ikonik şarkısı “I'm Gonna Miss You” eşliğinde ilerlerken, markanın uzun yıllardır benimsediği minimalizm ve duyusallık arasındaki dengeyi yeniden yorumluyor. Saint Laurent'in 1980'ler estetiğine göz kırpan görsel dili, nostaljiyi günümüz lüks anlayışıyla buluşturuyor.
Saint Laurent'in marka elçilerinden Connor Storrie, kampanyada klasik maskülen kalıpların ötesine geçen bir karakter olarak karşımıza çıkıyor. Sade ve zamansız bir tavırla öne çıkan oyuncuya, küresel moda ve pop kültürünün en etkili isimlerinden Rosé ile uluslararası moda dünyasının öncü figürlerinden Liu Wen eşlik ediyor.
Rosé'nin kampanyadaki varlığı, markanın güncel pop kültürle olan güçlü bağını yansıtırken, Liu Wen ise Saint Laurent'in Asya pazarındaki etkisini ve moda sektöründeki küresel dönüşümü temsil ediyor. Üçlü birlikte, Vaccarello'nun kapsayıcı ve çağdaş lüks vizyonunu somutlaştırıyor.
Kampanya aynı zamanda Yves Saint Laurent'in 1971 yılında piyasaya sürülen ikonik erkek kokusu Pour Homme'a da gönderme yapıyor. Helmut Newton'un unutulmaz Saint Laurent görüntülerinden ilham alan estetik yaklaşım, 80'lerin güçlü silüetlerini modern bir yorumla yeniden sahneye taşıyor.
Koleksiyonda keskin terzilik detaylarına sahip takım elbiseler, rahat katmanlı görünümlerle dengeleniyor. Şallar, geniş manşetler, deri parçalar ve özenle seçilmiş trikolar dikkat çekerken; erkek koleksiyonunda sarmal formdaki güneş gözlükleri öne çıkıyor. Kadın koleksiyonunda ise renkli tüvit ceketler, desenli ipek etekler, zincir kemerler ve şeffaf topuklu ayakkabılar sezonun dikkat çeken parçaları arasında yer alıyor.
Saint Laurent'in yeni kampanyası, markanın farklı kültürlerden ve disiplinlerden gelen isimleri bir araya getirerek lüksü daha kapsayıcı ve çok katmanlı bir perspektiften ele alma yaklaşımını bir kez daha ortaya koyuyor.