Kadın Hastalıkları ve Doğum, Jinekolojik Onkoloji Uzmanı Doç. Dr. Faruk Abike, “Kadın sağlığında bazı önlemler asla ihmal edilmemelidir ancak gerek toplumda bazı yanlış inanışlar, gerek düzenli muayenelerin ve tetkiklerin yaptırılmaması, gerekse sağlıksız yaşam alışkanlıkları bazı tehlikeli hastalıkların ortaya çıkmasına ve erken tanı/tedavi imkanının da kaçırılmasına yol açmaktadır” diyor.
Sağlıkta değiştirilebilir ve değiştirilemez risk faktörleri olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Abike “Genetik yapımız değiştirilemese de yaşam tarzımızda yapacağımız bazı basit değişikliklerle kansere ya da herhangi bir hastalığa karşı etkili önlemler almak mümkündür. Yapılan araştırmalar; örneğin kadınlarda en sık görülen meme kanserinin yüzde 95’inde aile öyküsü olmadığını, sadece yüzde 5’inde genetik etkenlerin etkili olduğunu gösteriyor. Yani yaşam tarzımızı mutlaka sağlıklı kılmalı, doğru kaynaklardan bilgilenmeli, tedavide bilimsellikten uzaklaşılmamalıdır” diyor.
Menopozla birlikte östrojen hormonunun azalması kadınların yüzde 80’inde sıcak basması ve terleme şikayetlerine yol açarken, aynı zamanda ‘osteoporoz’ olarak adlandırılan kemik erimesini de hızlandırıyor. Menopoz dönemine girmeden kadınların kemik erimesine karşı önlemler alması gerekiyor. Bu önlemlerin başında düzenli olarak egzersiz yapma, her gün mutlaka en az 30 dakika tempolu yürüme, sağlıklı beslenme ve alkol-sigaradan uzak durmak geliyor. Yapılan çalışmalar; sigaranın kemik kaybını daha da hızlandırdığını ortaya koyuyor.
Özellikle son yıllarda ülkemizde de çok yaygın bir sorun haline gelen aşırı kilo ve obezite hayati riske yol açabiliyor. Örneğin; obezite hastalarında yağ dokusunda aşırı östrojenin etkisiyle rahim içi kalınlaşma, polip, miyom ve ilerleyen dönemde rahim kanseri riski çok ciddi oranda artırıyor. Aşırı zayıf olmak da östrojen seviyesini azaltarak kemik kırılmasına yol açabiliyor. Bu nedenle gerek menopoz öncesinde gerekse menopoz döneminde ideal kiloyu korumak çok önemli. Aşırı kilolardan kurtulmak amacıyla şok diyetler adı altında bazı yöntemlere başvurulması, zayıflatıcı iğneler ve bitkisel adı altında ürünler kullanılması da fayda yerine sağlığa ciddi zararlar verebiliyor, hatta hayati riske yol açabiliyor. Mutlaka sağlıklı yollarla, gerekirse uzmandan destek alanırak kilo verilmesi gerekiyor.
Ailede risk faktörleri son derece önemlidir. Örneğin; kişinin annesi, teyzesi, anneannesi gibi yakınlarında kanser öyküsünün olması riski doğrudan artırdığından mutlaka tarama testleri yapılmalı, takiplere çok daha erken başlanmalıdır. Sadece kanser değil, miyom ve endometriozis için de aynı risk geçerlidir. Örneğin; annesinde endometriozis olan bir kızın endometriozis çıkma riski diğerlerine göre 7-10 kat artmaktadır. Kadınlarda en sık görülen meme kanserinin yüzde 95’inde aile öyküsü yok ama yüzde 5’lik grup var ki onlarda genetik testler yaptığımızda örneğin BRCA-1-2 mutasyonu varsa meme kanseri riski yüzde 80 oranında artıyor. Bu çok büyük bir oran. Günümüzde riskler gerçekleşmeden önlemini almamız çok kolay olduğundan mutlaka gerekli testleri yaptırmak ve düzenli muayeneyi ihmal etmemek gerekir.
Özellikle östrojenin koruyucu etkisinin ortadan kalkmasıyla menopoz döneminde kemik erimesi gibi; kalp-damar hastalıkları, kolesterol vb hastalıkların ortaya çıkma ihtimali de artıyor, kan yağlarında bozulmalar yaşanıyor. Bu nedenle sağlıklı beslenmeye özen göstermek, sebze, meyve, kurubaklagiller, fındık, badem, ceviz, yoğurt, kefir ve balık tüketmek, aşırı kafeinli ve gazlı içeceklerden uzak durmak gerekiyor. Günümüzde enerjiyi artırmak amacıyla doktora danışmadan gelişigüzel multivitaminler kullanılıyor ancak fazla vitamin fazla sağlık anlamına gelmiyor, aksine sağlığa fayda yerine uzun dönemde çok ciddi zararlar verebiliyor. Hekim gerekli görmedikçe bu vitaminlerden kaçınılması gerekiyor.
Menopoza geçiş döneminde kanama düzensizlikleri yaşanabiliyor ama çoğu kadın, hekime görünmüyor. Oysa menopozda bir damla kanama bile normal bir durum değildir. Bu nedenle mutlaka ciddiye alınmalı ve hekime başvurulmalıdır. Bu kanamaların altında her zaman ciddi bir hastalık yatmayabilir ama mutlaka kontrol edilmesi gerekir. Aksi taktirde menopozda görülen ara kanamalar ‘menopozdandır’ denilerek normal kabul edildiğinde çok önemli tehlikeli hastalık işaretleri gözden kaçırılabiliyor ve örneğin erken evrede yakalanabilecek bir kanserin ileri evrede karşımıza çıkmasına yol açabiliyor.
Özellikle son yıllarda teknolojide ve tıptaki hızlı ilerlemeler sayesinde tarama yöntemleri sayesinde erken tanı ve tedavi şansı arttı. Her kadının yılda bir kez mutlaka jinekolojik kontrolden geçmesi gerekiyor. Erken tanı hayat kurtarıyor, bu nedenle yıllık jinekolojik muayenelerin ihmal edilmemesi, özellikle ailesinde kanser hikayesi olan kadınların daha sık kontrollerini yaptırmaları gerekiyor. Kanserler belirti verdiklerinde çoğu zaman evreleri ileri olmaktadır. Dolayısıyla hiçibr şikayet yokken bile yıllık pap smear (rahim ağzı kanser tarama testi), jinekolojik muayene ve ultrasonografi yapılması son derece önemlidir. Özellikle 40 yaşından itibaren (ailesinde kanser öyküsü olanlarda daha erken başlamak üzere) yıllık mamografi taramaları meme kanserinin erken tanısı açısından da son derece önemlidir.