5 yıl önce hayatını kaybeden ünlü tasarımcı Virgil Abloh tarafından kurulan Off-White, ilk saat koleksiyonu TIME’ı tanıttı.
Kariyeri boyunca Abloh, nesneleri nadiren oldukları gibi kabul etti. Spor ayakkabılar tasarım çalışmasına, mobilyalar heykele dönüştü. Endüstriyel malzemeler lüks oldu. Günlük eşyalar sadeleştirildi, sorgulandı ve farklı bir bakış açısıyla yeniden inşa edildi. TIME da geleneksel modeller sunmak yerine, saatlere giyilebilir tasarım objeleri olarak yaklaşıyor.
Koleksiyon boyunca, Off-White'ın anında tanınabilir görsel dili bozulmadan korunuyor. İmza niteliğindeki Oklar motifi kadranın mimarisine dönüştürülürken, şeffaflık yapının bir parçası haline geliyor; endüstriyel yüzeyler ve grafik detaylar ise aksesuar ile eser arasındaki çizgiyi bulanıklaştırıyor.
Basın bülteninde açıklandığı gibi, koleksiyon markanın en tanınabilir tasarım kodlarını ‘giymek, koleksiyon yapmak ve ifade etmek’ üzere tasarlanmış objelere dönüştürerek Off-White'ın görsel evrenini tamamen yeni bir kategoriye taşıyor.
Kampanyanın en belirleyici sloganı olan ‘BU BİR SAAT DEĞİL’ de her şeyi anlatıyor. Bu ifade, Off-White'ı anımsatan, şüphe götürmez bir ifade. Bunun nedeni işlevselliği reddetmesi değil, işlevselliğin her şey olmasına izin vermemesidir. Virgil Abloh'un tasarım diliyle özdeşleşen tırnak işaretleri gibi, bu slogan da önümüzdeki nesneyi sorgulamamızı teşvik ediyor. Sadece zamanı gösteren bir şey mi? Yoksa bilekte kimlik, sembolizm ve tasarım tarihini taşıyan başka bir kültürel eser mi?
Koleksiyon içindeki her aile bu fikri farklı bir şekilde ele alıyor. PROTO, endüstriyel prototiplerden ilham alan görünür yapı ve şeffaf malzemeleri benimserken, BEAT modern şehirlerin ritmini cesur formlara dönüştürüyor. HEAVY DUTY mimari siluetlere yönelirken, STREET BLING Off-White'ın grafik kodlarını mücevher benzeri bir ifadeye dönüştürüyor ve AFTER HOURS pavé detayları ve iddialı yüzeylerle gece hayatını yansıtıyor. Her konsept, kullanışlılığı estetikten ayırmak yerine, tasarım ve kendini ifade etme arasındaki farklı bir ilişkiyi araştırıyor.
Bu lansmanı özellikle ilgi çekici kılan şey, moda evlerinin giderek giyimden daha geniş bir alana yayılmaya başladığı bir dönemde gerçekleşmesi. Mücevher, mobilya, ev eşyaları, parfümler ve otelcilik; markaların sadece koleksiyonlar değil, eksiksiz dünyalar inşa etmelerinin yolları haline geldi. Off-White'ın saat sektörüne girmesi ise genişleme amacıyla yapılan bir çeşitlendirme gibi hissettirmiyor. Bunun yerine; moda, mimari, tasarım ve sanat arasında bir yerlerde her zaman var olan yaratıcı bir evrenin bir parçası gibi duruyor.
Belki de bu yüzden bu saatler hemen geleneksel anlamda lüks olarak algılanmıyor. Geleneksel saatçilik kodlarına veya sade zarafete dayanmıyorlar. Bunun yerine özgüvenlerini, Off-White'ın kuruluşundan beri şekillendiği sokak giyimi, spor ayakkabı kültürü ve grafik tasarım dünyalarından ödünç alıyorlar. Marka Direktörü George Nikolaou'nun belirttiği gibi, koleksiyon ‘işlevlerinin ötesinde insanların bağ kurduğu nesneler’ yaratmayı amaçlıyor ve bu parçaların pratik aksesuarlar olmanın yanı sıra kültürel ifadeler olarak da tasarlandığı fikrini destekliyor.