Çocuklar, duygusal gelişim süreçlerinde doğal bir şekilde sevgi, öfke, kaygı, sevinç ve kıskançlık gibi hem olumlu hem de olumsuz duyguları yaşarlar. Ancak bu duyguların deneyim sıklığı, yoğunluğu ve türü çocuğun yakın çevresindeki kişilerin davranışlarına ve çocuğun kişisel özelliklerine bağlı olarak büyük ölçüde değişkenlik gösterebilir. Çocukların kıskançlık duygusunu farklı şekillerde ifade edebileceğini belirten Çocuk ve Ergen Psikoloğu İrem Bengü Yılmazcan, kardeşi doğmadan önce ailenin ilgi odağı olan çocuğun dünyaya gelen kardeşine alışamaması ile beraber alt ıslatma veya parmak emme gibi önceki gelişim dönemlerine geri dönme eğiliminde olabileceğinin altını çiziyor.
Psikolog Yılmazcan, “Çocuk, sevgi ve ilginin paylaşılması gerektiğini hissedebilir ya da artık eskisi gibi sevilmediğini düşünerek aileden uzaklaşabilir ve içe kapanabilir. Bu durumda çocuk, farklı yollarla dikkat çekmeye çalışabilir; yemek reddetme sorunları yaşayabilir, geceleri uykusunda kabus gördüğünü iddia edebilir, yalnız uyuyamadığını söyleyebilir” diyor.
Kıskançlık yaşayan çocuğun sık sık ebeveynlerine veya yakın çevresine ‘Beni seviyor musun?’ veya ‘Hangimizi daha çok seviyorsun?’ gibi sorular yöneltebileceğini söyleyen Psikolog Yılmazcan, bu noktada ebeveynlerin ‘Seni daha çok seviyorum’ demek yerine, çocuğun duygusunu anlamaya çalışarak her iki çocuğunun da farklı şekillerde ve çokça sevildiğini ifade etmesi gerektiğini belirtiyor. Ayrıca, çocuğa kardeşini zorla sevmesi gerektiği yönünde baskı yapılmamasının önemli olacağının altını çiziyor.